HAKKIMDA - Holistic Master Sezer

 

Randevu için WhatsApp’ta iletişime geçiniz

–> +90 541 943 85 93 (Yoksa arayabilirsiniz)

veya karşılıklı numara kayıtından sonra durumları takip edip hem psikolojik, hemde kişisel gelişim bilgi paylaşımdan, hemde çekimlerinden faydalanabilirsiniz. Numaramı kayıt edip TAKIP yazman yeterli olacakdır! Ayriyetten Facebook, Youtube, İnstagram v.s. de takip edebilirsiniz. En aşağıdakı resimlere bir tıklaman yeterli olacakdır.

Benim ilk fragmanım

Eski halim çok hasta (75 kg)

Sonra sağlıklı (Sadece 49 kg)

Şimdi çok sağlıklı (63 kg)

Önsöz

Burada buluşmamız tesadüf değil, çünkü biz zihinsel biriz. Bugün olmazsa bile, yarın için önemli olabilir.

Nerede kaldığını değil, nereye gittiğini sor.

Akıllı bir insan dar görüşlü değildir. Devekuşu gibi davranıp, kafasını kuma sokup yeni fikir ve gelişmelerden kaçınmaya çalışmaz. Zeki bir insan kısa görüşlü olmaz. Yeni fikirleri kör bir şekilde kabul etmez. Onları iyice inceler, eleştirir ve değerlendirir, sağ beğinini ve sağ kalbini kullanır. Ruhunu sorgular, deneyimler ile tecrübe toplar, deneyimler ederek yeni fikirler ve gelişmeler sağlar. Akıllı bir insan yeni fikirleri tarafsız ve objektif bir şekilde inceler. Bazen zorda olsa sinirlerini mümkün olduğu kadar sakin tutup dikkatini sabır ile kendisinde tutar ve hislerini takip eder ve anlar. Meditasyonda (Ortada) kalır. Hiçbir bir tür fanatizm tanımaz. Anca kendi ruhuna hayranıdır. Çünkü bu bütünselin biri, büyük makrokozmosun küçük ruhu, mikro evrenidir. Çabamız hep öyle olmalıki kendimizin ve başkalarının iyiliği uğruna ifade etmek ve tam olabilmekdir. Anlamlı olan her zaman en içten zaten ne isen o olmak, kalmak ve onu ifade etmekdir.

Ve yine yerin dibine çekiyorsa

Ve yine ne yapacağını bilmiyorsan

NEFES AL ve kalbine en içten bak

Acını dindir ve üzerinden at

Herşeyi oluşturan yaratana şükürler

Aç ellerini çek evrenselden enerjiyi

Aradığın o yolsun

Evrenselin sonsuz gücü seninle olsun

Sesli söyle. Sevgi içinde

Ben kendimi ve yaşamayı seviyorum

ve yaşam beni seviyor.

Son nefesinin ötesinden takip ediyor.

Ruhun!

Amin…

Master Sezer / Üstad Sezer

Bu ömrümdeki ismim Emre Sezer, 25.10.1988’de Speyer’de (Almanya) doğdum, Germersheim adlı küçük köyde büyüdüm ve 22 yaşında 2. mesleğim multimedya tasarımı ve iş için Mannheim büyükşehirine taşınıp 4 yıl yalnız ve son 2 yılını eski nikahlım Vanessa ile beraber kaldım. 26 yaşında Alanya’ya göçdüm. Zaten genelde 20 yaşımdan itibaren evde yaşadığım sorunlar ve haksızlıklar dolayısıyla evden sürekli kaçtıktan sonra yalnız yaşardım alman nişanlımla 2 yıllık beraberlik hariç fakat bu sefer 4 1/2 yıldır yapa yalnız sadece okuyup araştırmak için Alanya’nın en yüksek dağlarına geri çekildim koskoca Mannheim büyükşehirinde 6 yıl sonra da fakat son 1 yıl yine büyüdüğüm Germersheim köyünde ki özlemiştim orayı ve ailemi’ de. Babam ne kadar sinirli olsa da onun artık çok daha iyi anlıyordum. Alanya’ya taşınmaya birçok sorular ve sıkıntılar sonra dualarımda sorup arayarak karar verdim ve sorunlar azalmayınca, sorularımın hepsini cevaplayamayınca böylece 4 yıl sürdü yalnızlığım. Alanya’nın dağların tepesinde ve son yarım senede artık harekete geçmek için hazırlıklara geçtim ve bunları size anlatmaya ve bana verilen ve yetiştirdiğim yetenek ve bilgileri paylaşmaktan ilk yaratana sonra size sevgi ile sunmaktan gurur duyuyorum. Fakat aslında benim için her gün bir hazırlık gibi geçti ve geçiyor. Ocak 2019 Alanya’nın kale yoluna taşınıp artık 30 yaşında o kadar çok hastalık, kazalar ve saire atlatıp iyileştikten sonra başkalarına da yardımcı olarak hizmet vermeye karar verdim ve vermeliydim ki zaten yaşam ve ölüm mücadelesi arasında durmadan son surat çalışıp okuyarak boş zamanımın dinlenme ve uyuma hariç oldukça hayatı, sağlık sorunları ve kendimi geliştirmek ile geçirdim ve halen geçiriyorum. Bazen zorluklardan ellerimden kafamdan geçince yüzlerce saçlar sayabilirdim ve gerekirse halen saçlarımda ömrümde sizin için kurban etmeye razıyım. Çünkü ben sizin yaratanınızı seviyorum ve onun için doğup size hizmet vermek istiyorum. Alanya’ya göçmem ve tanıdığım birçok insanlar ve yaşadıklarım tesadüf olmadığından eminim. Ruhuma, meleklerin iyi ve kötülerine, cinlerin olduğunun farkındayım. Her türlü peygamberlere saygım ve sevgim büyüktür. Yaşlı ruhuma sevgim ve duam sonsuzdur, çocukluğumdan beri, sürekli. Öncelikle kendimi bir türlü kötü hissedince bazen saatlerce hatta 12 saat ve zor durumlarda günlerce meditasyon halinde kaldığım olur. Anı yaşamak veya çözümü içimde veya evrenselde araştırıp bulmak ile geçer ve çokta yorabilir. Bu yüzden nedeni iyi olmadan artık eskisi gibi her gün araştırmam. Her şeyi bilip araştırmak aynı zaman yük ve sorumluluk almak demektir. Yeterince yük ve sorumluluk taşıyorum artık. Hizmet vermenin zamanı geldi, canım kardeşlerim…

Son 4 yılda Alanya’nın tepesinde bazı aylar insanlardan daha fazla hayvan gördüm ve hiç birinden zarar görmedim. Tam tersine olayla alakam olmadan 8 kickboksör’ den aniden sarılıp komaya kadar saldırıya uğramıştım. Sol gözümü kayıp edecektim az kalsın ve haftalarca nefes almaktan bile zorlandım. Başka bir defa motor üstünde araba çarptıktan sonra 5 gün yerimden hareket edemeyecek hale geldim ve zamanla kendimi motive ve dua ederek yine zamanla ayağa kalkabildim. Artık bazı dişlerim dördüncü defa kırılmış oldu. Az kalsın parmağımı ve sağ gözümü kayıp edecektim. Astım, epilepsi, tümörler ve saire. Ama bilmiyorum hangi acı daha fenaydı. Aralarında ismini Aysha verip 13 ay yaşındayken benim çocuk olmadığını öğrendiğim aralarında vardır. Kazalar hariç birkaç travmalar bana defalarca bir ışığa doğru gideceğimi gösterdi. O anlar biliyordum ki, ben ölüyordum. Zamanı gelmedi. O an uçarken hissettiğim o duygular çok ama çok güzel olsa bile, çok istesem bile geriye çekildim ve kendime geldim. Defalarca. Ölemedim yine. Her şeyi maalesef burada anlatamayacağım. Koskocaman bir kitap oluşur ve herhalde pek çok insan inanamaz ve okumayı çekemezdir. Zaten kendimde çekemediğimden denemiştim defalarca intihar etmeye. Bir türlü hayat hep devam etti ve yalnız olunca bilene bir ruhum vardığını ve o bana yardımcı olduğunu hissettiğim ve ondan öneriler ve uyarılar aldığım oldu. Şükürler olsun. Onsuz ne yaparım ki ben? İnsan. Bilinçsiz kayıp olmuş gibi dirim sensiz. İlk senin için yaşamadan daha büyük bir anlam kaldı mı ki benim için?

Hastalıklarım. Birçok insanlar gibi bende hastalıklar ve bağımlıklar altında da maf oldum. Fakat bendeki hastalıklar çoktu ve her türlü biriken dert, sorunlar, ağrılarımı anca ağrı kesici, uyuşturucular ve alkol ile uyuşturabildim.

Olup beni sürekli döven babam, olup beni sürekli üzüp, kullanıp dolandıran arkadaşlarım, olup beni aldatıp kullanan sevgililerim, kazanıp yine kayıp ettiğim başarılar, engeller, tuzaklar, yalanlar, kazalar, bitmeyen hastalıklar, depresyonlar, yeni başlangıçlar ve saire.

Fakat biraz geriye alalım. Çocukluğumda başlamıştı şeker bağımlılığı çünkü anne ve baba sevgisi eksikliğinden kaynaklandığını anladıktan sonra kendimi kabul edip sevmeyi başardıktan sonra. Çünkü tatlı bizi sevgiyi hatırlar ve tabii ki çocukların en çok sevgiye ihtiyaçları vardır. Annem tabii ki 7 çocuğa (İlk çocuk sadece birkaç ay yaşamış) yeterince zaman ve sevgi ayıramayınca. Ve bunu çoklu çocuklu ailelerin hepsi getirdiğini fark ettim. Sonra birçok travma üst üste geldi Babamın çok sert ve agresif davranışlarından. Her 2-3 gün döverdi. Haftada 7 gün çalışmasını gerektiğini düşünerek çalışırdı durmadan. Zaman yoktu kendisine ve bize. Zaten ben çok az yiyordum çikolatadan hariç. Annemde yetişemezdi ve ben rahat durmayınca hemen terlik fırlatırdı kafama. Kafamda ve bedenimde bugüne kadar yara izleri bolca var.

Gerçekten ellerinden geldiklerinin en iyisini yaptıklarını düşünerek kendimi böylece çokta aldatmak istesem bile zor geliyor. Kendimi daha iyi hissetmek için kendimi sürekli aldatmaya çalışırım. Bir birlerine karşı savaşan insanlar arasında bu stres ve sıkıntılarını da anlıyorum aslında. Maddi bir zenginlik için ölümüne veya emekliliğe kadar koşturup aslında ne kadar anlamsız hayat olduğunu fark edene kadar koşturarak ruhlarını satan insanları görmek beni baya üzüyor. Çünkü fazlasıyla bunun farkındayım. Çöple dolu beyinler ve boş kalpler gelişmiş ülkelerde daha fazladır.

Şimdi bana geri dönelim: Çocukluğumda bile dişlerim kırılır ve çürürdü ve hatta toplam 8 dişim siyah dolgu ile doldurulmuştu. Nadir değildi geceleri anne ve babamın yatağının yanında diş ağrılarından bayılasına kadar ağlamam. Onlar genellikle rahatça devam uyurdu. Sadece doktora götürürlerdi ve onda da siyah malgama dolgusu doldurdular.

Sadece çikolata için para istediğim için 5 metre mesafeden şiddetle eski türk demir paralarını yüzüme atıp şok felci bile yaşadım, az kalsın felç kalacaktım. 3-5 cm iğneli tahtayı istemeden ağzıma vurulmasından, kafam defalarca kırıldığına ve saire o kadar çok anlatabilirdim ki. Fakat bu kadar gerçekten çerçeveyi geçer. Zaten biraz uzun olacak fakat gerçekten kısa kesmeye çalışacağım. SÖZ! Benim hedefim bir mükemmel ruhsal insanın neleri başarabileceğini sana bildirip seni motive edebilmektir! Gerçekten yaşadıklarımdan gurur duymuyorum ;-( Fakat başardıklarımdan tabii ki!

O kadar eğitim ve problemler yaşadığım halde halen hiperaktif bir enerji demetiyim. Ve halen babam futbol takımında oynamamı bile izin vermezdi. Sürekli yalvarmama rağmen sadece okuyup öğrenmemi isterdi fakat sadece yine dayak yemekten korkum o kadardı ki bazen bir sınavda bir şey bilemeyince konsantrem dağılıyor ve devamını da bilemiyordum. ‘’İyi’’ notu alınca neden ”pek iyi’’ almadın diye yine kızıyordu ve odamdan çıkmamı izin vermiyordu. Sonra daha kötü sonuç alınca babam bunları imzalamayı ret ediyordu ve ben yine imzalatmadım diye okulda cezalar alıyordum. Böylece babamın imzalarını kendim atmaya mecbur kalıyordum ve buda bir süre sonra ortaya çıkınca daha fazla ceza alıyordum öğretmenlerimden ve babam yine beni dövüyordu. Pek iyi öğrenci olduğum halde psikolojim ağır darbeler sonra sınıfta kaldım. Öğretmenlerim ”Canı isterse her şeyi biliyor, ama herhalde istemiyor!’’ diyordular babama. Sonra babam beni yine dövüyordu evde konuşmadan. Zaten okuldan sonra yine camiye gidip devam öğrenmeliydim ve orda da hızlı ilerlemeyince yine dayak alıyordum. Hafta sonları bile camiye derslere gitmeliydim ve hatta tatilde bilene yatılık camide dahada fena dövüyordular. Bir kez benimle aynı günde doğan arkadaş hocadan havadan tekme alınca kalp krizi geçirip hastane arabası gelip onu almıştı. Dün olmuş gibi aklımda halen. Sevseydiniz daha iyi olmaz mıydık? Her şey daha iyi olmaz mıydı? Anlaşılan sadece sevgi gerçekten daha iyi olmamızı sağlar. Korku ve şiddet sadece belirli süre motive eder sonra öğrenenler unutulur. Akıl işlerine sabır ve sevgi gerekir. Ömrü uzatır ve insanları birleştirir. Savaş ve şiddet için korku gerekir. Ömrü kısaltır ve dağıtır. İçimdeki bunları bana anlatan sesi de birine anlatsam ne olurdu? Kimse beni anlayamayacağını çocukken kabul ettim. Babamdan oldukça uzak durma kararım belliydi. Keşke kaçabilsem bu dünyadan yarabbim diye dua ederdim sürekli zaten yabancı gibi bu insanlar bana. Kendimi intihar etme düşüncesi ve deneyimleri böylece çocukken hep aklımdan geçer ve defalarca başarısız olurdu. Hep orman ve çocuk parkları arar ve orada dua ederdim en içten yeniden güç ve sabır kazanmak için. 17 yaşında ilk sevgilim Vanessa yarım sene sonra onunla evlenmeden büyük günah korkusuyla seks yapmak istemediğimden başka erkek için benden ayrıldıktan sonra bir daha denedim. Zaten anne ve babam almanla evlenmemi izin vermiyor ve bana sürekli kızıyor ve hatta onunla beni görünce yine dövüyorlardı ve böylece zaten mümkün değildi ama çok seviyordum ve ona bunları anlatamıyordum. 23 yaşına kadar defalarca denemiştim intihar etmeyi artık çünkü haksızlıklar ve sıkıntılar fazlalıkla bitmiyordu.

Dayanamıyordum artık, önce alkol sonra başka maddeler almaya başlıyordum dertlerimle en azından anlık başa geçebilmek için. O kadar sıkıntı ve krizleri taşıyarak bunlara alışıp alkol ve sigara ile dertlerimle başa geçebilmesi babamın ve başkaların istediği gibi mesleği halen ”iyi’’ olarak kazandığıma şaşıyordum. Nihayet 21 yaşında cebime ilk kez para geçince 10 kare metrelik odayı abimle zorla paylaştığım ve sürekli dövüştüğüm odayı terk ederek ilk kez kendi evime taşındım ve inanılmaz bir sevinç vardı fakat buda azaldı birçok ev sahibinin beni dolandırma deneyimlerinden ve bundan sonra defalarca taşınmam gerekti. Öbür evlerde boru kopmasından küf basınca zehirlendim ve aylardır başım döndü. Neyse uzatmayacaktık. Zaten artık o kadar bıkmış ve alışmıştım ki dayak yemeye ve haksızlıklar yaşamaya hafta sonları dışarda kışında olsa bile ya dua ederek yada sigara ve alkol içerek geçiriyordum yabancı arkadaşlar ve yeni rus sevgilimle. Evde yine dayak beklese bile en azından bir veya birkaç gün az çok serbest gibiydim. Kendimi soğutmuştum sopalara ve artık sopaları baba veya annemin elinden alıp anneme değil fakat babamın elinden alınca geri vurduğum oldu.

Yaşadığımız dönemde ebeveynlerimiz çocuklarına hep daha fazla maddi zenginlik ve celal bağımlıkları yüzünden bilmeden kıydıkları gizlenecek kadar dramatik oldu. Zaten en çok acıdığım çocuklardır. En azından kendilerini sevseler de çocuklarını’ da sevebilseydiler.

Artık iş hayatına başladım. Aşırı çalışkan olup ve hafta sonları bile sürekli serbest ve yalnız çalışıp birkaç ay sonra akort rekorlarını bile kırdığım halde 2007-2008 ekonomik kriz yüzünden beni tutmak için yarım sene daha iş anlaşmasını uzatıldığı halde 500 kişilik isveç şirketinde en son zamanlı iş anlaşmalı olarak uzatılmayınca mesleğimi bitirdiğim şirketten çıkmalıydım. Bir dahaki şirkete benim aşırı çalışkanlığımı kıskanan işçiler benim hakkımda kötü konuşunca 2 ay sonra çıkış aldım. Sonraki şirkette arabam yok ve otobüs 1 ayda 3 kez geç gelince bende geç kaldığımdan yine işten atıldım.

Mannheim‘a taşınıp daha iyi ve daha kolay iyi iş yeri bulmak kolaylaştırmadı. En iyi dostlar gelmez oldu, uygun arkadaşlar daha zor bulundu. Arkadaşlardan da çok çekmiştim zaten. Benden para, cep telefonları ve hatta annemle barışıp eski evde kalırken çocukluk arkadaşım annemin yatak odasından EUR 20.000 değerinde evliliğinden beri toparladığı altınları calmış. Artık kime neden yardımcı olacağımı daha iyi düşünür ve soruştururum. Sanki benim dertler bana yetmedi. Yardım sever sendromu hastalığı da varmış bu ara bende. Bence hizmet vermek güzeldir fakat sadece vermekle olmaz. Hak ettiğimizi de almayı da başarabilmemiz gerekir.

İlaçlar devam yaşayabilmek, çektiklerim hayal kırıklıklarına dayanabilmek, kötü ve yanlış beslenme nedenleri ve saire sonucunda artık bir daha fena kırıldım. Çeşit ilaçlar, alkol, sigara, uyuşturucular. Son umudumu kayıp etmiştim artık. Hep mücadele ve hep darbe. Anne ve babamdan anca dayak gelirdi eve gitsem. Arkadaşlarım yok koca şehirde bir tane. Sevgilim yok. Kardeşlerim yok. Olsa da Türkiye’de hepsi tatilde bu yazın şu an. Başka çare görmüyordum. Artık 23 yaşlarında son defa intihar deniyorum ve bu defa uyuşturucuları karıştırıp. Zaten çok hastayım. Bedenim yeşil, ellerimde kafamdan dökülen saçlar dolu, her yerim ağrıyor, ışığa bile bakamıyorum, 2 hafta terler içinde defalarca uyanıyorum, cildim yeşil, gözlerim sarı, ne kadar çirkin olmuşum. Artık bitti. Bir türlü olmadı ve yeniden kendime geldim. Yoğun bakımına gitmeyi karar verdim. Bağımlılık merkezinde çok iyi insanlarla tanıştım ve yeniden umut kazandım. 5 hafta ve yıllardır o kadar çok doktorları uğradıktan sonra artık bütün sorunlarımı gerekirse ölümüne kadar kaldırmaya ve yeniden en içten 5 vakit namaz kılmaya başladım. Dualarım hayatımda hiç bir zaman bu kadar derinden ve içten olmamıştı ve hiç bir zaman bana bu kadar güç vermemişti. O kadar çok anlamaya başladım ki bütün çektiklerimi. Resmen bana akıl ve fikir veren sesler duymaya başladım. Çok mutlu ve günden güne kendimi daha iyi hissediyorum. Sonra birde Halil can dostumla karşılaştım. Bana resmen gönderilmiş gibi o günden bugüne kadar hikayelerimiz var. Bana birçok konularda yardımcı olunca bağımlılar merkezini bana 6 ay tavsiye ettikleri halde yeni bir güçle terk edebildim. 6 ay ben kendime zaman ayırıp sorunlarımı kendim çözerim diye.

Bu ara bu cümleleri can dostum Halile adamak istiyorum:

Yaratana şükür olsun ki seni bana yönettiler. Aramızda tartışmalarımız olduysa bile bizi defalarca bir birimize
yönetip barıştırmaları inanılmaz ve harika. Biz birbirimize asla sürekli kızgın olamayız çünkü bir birimizi çok iyi anlıyoruz. Biz hep bir birimizi tutar ve sen hep kardeş ve can dostum kalacaksın. İyi ki varsın!

Böyle soğuk ve hasta bir dünyada neden yaşayacağımı sürekli çocukluğumdan beri soruyordum. Böylece Halil can dostumdan sonra başka bir Vanessa ile yarım sene beraber olduktan sonra ayrılıp yine iletişime geçerek yine görüşüp barışıp beraber olduk. Böylece aylar sonra Vanessa hamile oldu ve yanıma taşınmasına karar verdim. Kötü rüyalar gördüm ve tam anlamadım şeklini o zamanlar ve onları yanıma almam hepimiz için daha iyi olduğuna karar verdim. Böylece Vanessa 2 aylık hamileyken 1 odalık evime taşındı ve doğduktan sonra Vanessa ile nikahlanmaya karar verdim çünkü ne kadar zor olsa da ikisini de canımdan fazla seviyordum. Ebeveynlerime Aysha 10 ay yaşındayken bütün yüreğimi toparlayarak onlara Aysha doğduğunu anca nihayet söyleyebildim. Zaten pek aramız yoktu fakat yine de ayda 1 görüşürdük. Çektiklerimden kimsenin haberi olmazdı. Anca yıllardır gezdiğim doktorlar bilirdi. 5-6. aydan itibaren Vanessa yürüyemez hale gelmesi benim son güçlerimle kurabilip kazançlar elde edebildiğim emlak şirketimin işlerine bakmamı zorladı. Hep hemen ulaşılıp yetişmeliydim. Aynı zaman meslek yüksek okuluna yazılmıştım multimedya tasarım mesleğini birlikte alabilmek için. Hem okumak, hem çalışmak, hem ağır hamile kadına bakmak ve kimsemiz yoktu ve aileme anlatmaktan zaten korkuyordum. Babam zaten kalp hastası, çok rahatsız ve agresif halen. Akrabalarımın hepsi Türkiye’de. Onunda kimsesi yok ve annesi zaten türk düşmanı. O kadar çok ırkçılık çektim kimse inanmaz. Hem sevgililerimin ailesinden hem de kendi ebeveynlerimden. Ve halen hastaydım ve daha hasta oluyorum. Başım dönüyor. Ne yapacağım, güçlü olmalıyım. Ve yine bir parka güç toparlayıp dinlenmeye giderken yıkılıyorum. Yarın sınav var. Vanessa ağlıyor ağrılardan. Kafam bile kaşınıyor artık stres den, terler su gibi akıyor yine ve yarın akşam müşteri eve bakacak çok önemli paraya ihtiyacımız var. İlaç kutusu. Sabah, öğlen, akşam. Unutma! Yoksa ağrıları çekemeyeceğim. En derinden dua ediyorum parkın ve calılıklar arkasında yine. ‘‘Yarabbim, yine ve yine sana sığınıyorum ya melekler. Sizden başka kimim var bana yardım edecek? Aysha’nın bana ihtiyacı var‘‘ son aklım. Ve yine bayılıyorum. Yaralarımı ve yorgunluklarımı şifalandıran bir kaynak dan çocukluğumdan beri zaten haberim var. Yine bedenimde ameliyat edilmiş gibi hisler ve birkaç saat sonra dinlenip hemen Aysha ve Vanessa‘ ya koşuyorum. Birçok yaz ve kış akşamları böyle geçerdi çocukluğum ve gençliğimden beri. Artık Aysha 11 aylıkken benim tuhaf hislerim olurdu. Aklımdan Aysha belki benden değilse?

Neyse, artık 26 yaşında ebeveynlerimden ilk tatilimi yapmaya karar verdim. Zaten babam yaşlı ve hasta. Ve ben artık neden onlar böyle olduklarını çok daha iyi anlıyorum. Onlarla dahada iyi barışmak için çok iyi bir fırsat ve gerçekten benimde tatile çok ihtiyacım vardı. Bu tatilde ilk 2 haftası da sürekli tartışmalı geçtiği halde sinirlerimize giderip sakinleştik ve ben ilk kez 5 hafta sadece kendim için zaman ayırabilip nihayet gerçekten dinlenmeye başlayabildim. Böylece artık yıllardır biriken fakat yetişemediğim sağlık kitaplarını hızla okumaya başlayabildim ve durmadan okudum ve bugüne kadar okuyorum. Zaten hep okurdum boş zamanlarda ve zaten son yıllar hastalıklarımdan kurtulmak için çok okurdum çünkü artık çocukluğumdan beri her türlü doktorları gezdim ve hep daha kötü oluyordum. Ve nihayet ruhum ve ruhani dünya ile zamanımı artık nihayet fazlalıkla ayırabiliyordum. Bu kadar lanet NEDEN, bu kadar sorunlarım NEDEN, bu insanların çektikleri NEDEN, ne anlamı var bunların ve zaten 5 vakit namaz kılarak sürekli bunları sorunca artık gerçekten çok daha net içimdeki sesleri duymaya ve aklımda görmeye başlıyordum ve aynı zaman bedenimde öyle şifalar hissetmeye başladım ki tüylerim bugüne kadar sürekli diken diken olur ve ben o zamandan itibaren böyle olunca çok tatlı rüyalara da düşmeye başladım. O kadar hasta olmuştum ki artık zaten doktorların teşhislerini posta pulları gibi birikdirebilirdim. Bazı ilaçlar o kadar sert diki aldığım gibi bayılasım geliyordu. Uyuşturucular bile bu kadar sert değildi. Almaktan korkuyordum zaten zamanla. Bu 5 haftada o kadar derinden dua edip ve nedenlerinin cevaplarını alınca sürekli şifalar aldım ve resmen 5 hafta sonra hastalıklarımın yarısına kadar azaldığını fark ettim. Sevinç den o kadar şükür ederek sevgi gözyaşlarına boğuluyordum. Nihayet beni duyan ve cevap verenler ve beni şifalandıranlar olduğuna o kadar emin oldum ki kim ne derse desin kimseye anlatmama gerek yok sonuçta. O kadar güçlü bir sevgi kalbime indi ve bugüne kadar içimden bir daha bırakmam. Canımsın sen benim ruhum.

Almanya’ya geri dönüşten sonra artık içimden resmen Aysha benim kızım olabilmemesi var olduğuna ayarlı babalık testi yapmaya karar verdim. Bana zihinsel dünyadan buna hazırlıklı olmam gerekir diye akıl gelmişti. Vanessa zorla da olsa karşı çıkamazdı ve zaten tekrar ve tekrar deyince yapacağımı biliyordu. 3 kez tekrarladık ve 3. defada Vanessa testi değiştirdiğini biliyordum. Çubuklar yerlerinden az farklı durdu ben tuvalete gidip gelince. Hepsi NEGATİF.

Yine de beni yine 2 ay yerin dibine vurdu ve ben yine sigara, alkol, ilaçlar ve uyuşturucular ile dayanabildim.

20 kilo aldım. Saçlarım yine dökülmeye başladı ve yine 2 kez Tümör boğazımda oluştu ve biri ameliyat oldu. Öbürünü ben artık sağlık konusunda gelişince kendim çözdüm.

Devamlı çıkan başka tümörlerde iyileşince cildimden kocaman kıp kırmızı ve kaşınan egzamalar çıkardı. Artık nihayet o kadar çok devamlı çeşit zihinsel çalışmalar, meditasyon, hipnoz, sağlıklı beslenme, detox ve saire yine tamamen iyileştikten sonra ablam beni arıyor. Babamda ağır şekilde tümörler olduğunu ve 2 haftada öleceğini söylemiş doktorlar. Benim fakat artık aslında babamla çok planlarım vardı. Onu af etmiştim ve neden çocukluğumdan beri öyle olduğunu anlamıştım ona artık yardımcı olmak istedim oda iyileşsin diye benden sonra. Hissediyordum, biliyordum babamın fazla zamanı kalmadığını fakat kim bunu söyler ve şu an kabullenmek isterdi ki? Babam artık 71 yaşında. Hayattan iyice bıkmıştı. Çok ağır işi vardı ve çok uzun süre hasta yaşadı. İstemiyordu daha. Sadece başkaları için savaşıp yaşıyordu ve hataları vardı. Kapitalist sistem bize zaman ayırmadı. Bilinçsiz ve hazırlıksızdık hep olaylara. Almanya bize kolay gelmedi ve senide ezdiler. Fakat kabullenmedim ve o ellerimde ve kalbimde hissettiğim enerji ile bütün konsantre ile babam yatarken üstüne o kadar güçlü enerji aktardım ki babamın bedeni titriyordu ve parmakları da yukarı ve aşağı iniyordu. 5 hafta sonra o kadar hazırlıksız deneyimler ve mücadele sonra kabullenmeye zorlandığımı fark ettim. Babam istemiyordu daha yaşamak ve Almanya’dan İzmir’e defnetmeye uçtuk. Defnettikten sonra çok üzgündüm fakat babam beni izlediğinden çok net farkındaydım ve o artık neyse oydu. O artık saf tertemiz bir ruhtu yine. Sanki gerçekten ölmedi ve sonuçta bedeni öldü ve kendisi ölmedi diye içimdeki sesim bana bunu anlatırdı. Fakat çok halsizdim. Merdivenleri yukarı çıkacak halim yoktu. Fakat merdivenleri yukarı çıkarken ve az yukarı bakar bakmaz birden bire öyle bir enerji üstüme akıyordu ki bu kadar güçlü şekilde hayatımda o zamanlar ilk kez hissetmiştim. Resmen kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim ve aklımdan ve içimden çok tuhaf sözler duyardım. Canım babam sendin bu ve seni her zaman her yerde çok seveceğim. Ben seni arayınca sen benim yanımda olduğunu biliyorum.

BABAM, sen ne kadar öfkeli ve kötü baba olduysan bile, sen daha iyisini bilmedin. Kendin daha iyisini yaşayıp göremediğin için, kendini sevmediğinden böyleydin. Seni ve insanları öldüren kanser değil, bilinç ve sevgisizliktir. Senin için hayat çok zordu benim hayatım gibi. Ben sana HER ŞEYİ af ettim ve ben seni HER ZAMAN çok seveceğim ve bunu sen biliyorsun. Ve sana verdiğim sözüm benim ölümüme kadar geçerlidir!

Bu 5 haftada babamın son nefesine kadar her gün her an yanında neler yaşadığımı burada daha fazla anlatmamaya karar verdim. Başta yazdığım gibi zaten çok kısa kesmeye çalışıyorum.

Bundan sonra artık okuldan çıkdım. 1.2 yani çok iyi ortalamalı 2 ay kala bıraktım! Sadece emlak şirketimde çalışır ve ara sıra Aysha’yı görüp kollarıma almak istedim ve Vanessa ile barışmak istesem bile yine de Vanessa halen Aysha benim öz çocuğum diye yalan atmaya devam ederdi. Af etmek istedim fakat Vanessa’nın halen yalvardığım halde halen yalan atması beni yeniden sinir krizleri geçirmeme sebep oldu. Sonra utanmadan onu tehdit ediyormuşum diye polisi aradı ve polis eve basmaya hazırlanmıştı. Evden çıkınca silahlarla her taraftan bana koşturdular ve birisi şiddet ile üzerime atlamak isterken ya ruhum sen onun ayağını öyle kaldırdın ki çok yüksek şekilde ayağımın önüne düştü. Sonra yine de rezil olduğundan sinirlenip kafamı hafiften yere vurdu. Ceza evinde kaldım ve dualarım, ruhum ve meleklerim hariç kimsem yok yine. Sesli sesli dua ederek ilahi söylerken polisler bana acayip sinirli oluyordu. Gözlerindeki ateş belli ediyordu. Doğum günümdü ve Vanessa can dostum Halil ile kutlamaya karar verdiğim için bunu kıskançlıktan yaptı. Onu artık çok daha nefret ediyorum. Sabah oldu ve tespit olmadığından bana çıkış verdiler fakat iş çantamda biber gazlı silah bulunduğundan alındı ve Vanessa’nın bana başka yalanları yüzünden resmen EUR 3000 ceza yazdılar. İnanamadım. Haksız ve suçsuz halle neye uğradım. Burası Almanya. Kadınların sözü daha güçlüdür. Fakat bu para artık Aysha‘ya da eksik kalacak. Ne yiyeceğiz biz aptal karı! Almanya’da maalesef birçok defa böyle olaylar oldu. Hak nerede, neresi sosyal demokrasi anlamadım. Dayanamıyorum artık bu sisteme. Deli olacağım bu yalanlardan sarılmış ve zaten başkasına anlatsam duyduk ve hissettiklerimi zaten deli diyecekler. Neyse. Artık cesur olmalıyım. Devam yapmalıyım. EMRE, YA HER ŞEY, YA HİÇ! YA HER ŞEY, YA HİÇ! YA HER ŞEY, YA HİÇ! BAŞKA ÇARE YOK! BURAYI TERK ET! Ama nereye? Komple Almanya’dan bıktım!

Kendimde yaşadığım olayları tekrarladım ve çok daha fazla deneyimler yaptım. Sonra arkadaşlarda ve birkaç kardeşlerimde krem, yağlar, besinler ve psikolojik konularda ve sonra her tanışıp güvencini kazanabildiğim insanlarda. Birçok başarılarımız oldu. Zamanla elimde hissettiğim alev büyümeye başladı. O kadar güçlü oldu ki zamanla resmen elim yanıyordu sanki ve kontrolsüz halinde olunca soğuk suyun altına koşturuyordum. Karnım ağrıyordu ve artık 10 kez arka arkaya karın ağrılarımı birkaç dakika içinde siliyordum. Meditasyon yapınca tüylerim çok daha fazla sertleşiyordu. Derin nefes alır almaz tüylerim diken diken oluyordu. Almanya’da basiretli insanları ziyaret edip başka böyle insanları aramaya karar verdim ve fark ettim ki var ama çok az ve hiç biri aslında BÜTÜNSEL değil. Ya sadece medyum, ya sadece beslenme uzmanı, ya sadece ipnotizmacı, guru, hoca, doğal tıp uzmanları, fitness antrenör, kör kızılderili, şaman, ve saire, ve saire ve bugüne kadar bitmez araştırmalarım. Aralarındaki ilgimi en çok çeken benim aura’ mı (zihnini) görebilen ve beni anlamayı başaranlar. Bana bakmadan bilene benim içimde akan enerjiyi aniden anlardı ve bana bakıp ‘‘anladın mı?‘‘ sorardılar. Aralarında 3 kişi benim elimde mor bir alev gördüklerini söylediler ve elinde yıldız tutan ‘‘Saint Germain‘‘ (Eski hayatlarında birçok değerli insandı) üstümde beni takip edip desteklediğini anlattı. Bana çok daha detayları anlattılar fakat bunu anlamak birçok insan için çok zor olur ve burada yine daha fazla konuyu açmayacağım. Bugüne kadar benim hayatım hep değişir ve her şeyi her gün daha iyi anlarım fakat beni anlayanlar azalırdı. Artık ben insandan insana anlayış ile uyum sağlamazsam zaten devamlı yapa yalnız kalırım.

Enerji! EMRE, SENDEKİ BU ENERJİ! Kendine sahip çık ve herkese hem nedeni, sana da faydası ve izni olmadan verme! Sevene ve hak eden iyi insanlara ver! Sana benden bu armağanı kötülüğe kullanma! Hasta olursun!

Artık yaşım 26 ve bu ses, bu his, bu akıl, bu ruh, günden güne gelişen yeteneklerim ve artık çekildiğim resimlerde kendilerini gösteren meleklerim benim her şeyim. Birçok resimlerde yuvarlak bir ışık şeklinde bedenimde veya etrafımda herkesin göreceği şekilde kendilerini göstermeye karar verdiler ve sizin gözünüz görmese bile onlar hep burada ve buradaydılar.

Babam vefat edeli 2 ay geldikten sonra emlak şirketim geçinmem için yeterli olduğunu anladım. İşci alırsam Türkiye’de geçinirim. Bana daha fazla ZAMAN gerek! ZAMAN! Sadece huzur ve ZAMAN. Yorgunum! Her şeyi daha iyi anlamalıyım. Almanya’da çekdiklerim bitmiyordu ve ailemde az çok benim sapık olduğumu zannediyorlar. Nerdeyse hiç biri beni aramaz ve sormaz oldu. Hiç biri bana destek olmadı ve olmuyor. Ya ruhum, ya melekler. Yine ve halen siz varsınız yanımda ben yalnız DEĞİLİM! Dua ettim, sordum. Kendimi yönetmesine izin verdim. Almanya’yı terk ettim. Kartonlar kitaplar dolu Alanya’ya. Önceden buraya gelmemiştim ve bir tanıdığım bile yoktu. O kadar derinden dua ve meditasyonlarıma devam! Yolculuk Alanya! Dağın tepesine. Daha yalnız, hiç önceden gelmediğim yere ve hiç bir insan tanımadığım şehirde. Bazen korkardım, fakat dua edince kalbimde ruhumla dertleşir ve bana sabır ve fikir verirdi. Her gün 16 saat okuyarak, çalışarak durmadan devam! Bazı aylar insanlardan fazla hayvanlar görürdüm. Köpek ve kedilerimde bile inanılmaz deneyimler oldu burada bu konuları da açmayacağım fakat konuşmadan anlaşabildik. Bir 1,8 kiloluk Chihuahua köpeği her gün yanımda gezerdi. Ve daha fazla köpek ve kedilerim oldu.

Maalesef miyavlamayı bile öğretebildiğim Chihuahua’m 7 ay sonra çalındı. Balkonumun altında doğan köpeklerimi komşuların tavuklarını yediler diye zehirle öldürüldüler ve onları ölü görünce çok kötü oldum. Sonra 7 aylık başka av köpeğim bir avcıyla oynamak için koşarken vuruldu. 15 kedilerde toplam vardı ve 2 sefer hamileden büyümelerine kadar destek oldum. Hepsi insanlar gibi bir türlü hayatıma gelip gittiler. En son sevgilim Betti benden 12 yıl daha yaşlı olduğu halde çok iyi anlaşırdık. Kendisi doğal ve alternatif tıp doktoruydu ve bana çok öğretmişti Almanya’da. 12 yaşında çocuğunu Türkiye’ye alıştırmak istemediği ve saire benimle Alanya’ya gelemedi. Almanya’da gençlik refah ofisi çocuğunu elinden aldılar ve kendi çocuğunu Kanada’ya kaçırmaya mecbur kaldı.

Artık sevgim o kadar kırılmıştı ve ben bu 4 yılda tek başıma yaşamayı karar verdim. 2018 yılında artık annem hangi tür kız istiyorsan olsun demesi çocukluğumdaki bana sevgilerimle çekdirdikleri sorunları ve dayakları ve ayırmaları aklıma getirdi ve ona halen bu yüzden çok nefret hissettim.

Artık ailemle yine nerdeyse hiç iletişimim yok. Hepsi bir birinden ayrı yaşar ve beni bugünlerden sonra daha zor anlarlar. Onları uzaktan sevmeyi devam edeceğim.

Bu cümleleri Betti‘ye adamak istiyorum. 1 yıl beraberliğimizde çok daha hızla ilerlememi, kendimi bulup daha iyi anlamamı sağlayan üstün zeka bir hanım. Gözlerimi birçok konulara açtığından çok teşekkür ederim.

Senin sayende birçok konuları daha iyi anlamamı ve her insana göre uyumluk sağlayarak daha bireysel anlayış ve yardım sağlamak gerektiğini. Teşekkürler!

O kadar çekdiklerimde kimse halimden pek bilmezdi anca o kadar çok gezdiğim ve benden artık rahatsız olan doktorlardan hariç. Fakat onlarda sanki beni tanırdı.

Aralarında bana ‚‘‘Birde başka doktorların kapısını kırın!‘‘ gibi sözlerle bağıranlar vardı.

Betti ve Halil tek kişilerdi sözler ve fikirleri ile yardımcı olanlar. Betti kendi hayalini çocuklar için şifa merkezini kurmayı finansal destek bulamayınca pes etti. Ondan hariç sadece sigortam bilirdi veya benimle pislik gibi muamele eden işsizler kurumu. Kim hastalara artık severek yardımcı olabiliyor ki? Hastaneler dolu ve dahada dolacak gibi gözüküyor. Güçlü ve dayanıklı bir ruh ve zihin, melekleri ile çok sevgi ve destek alır ve hislerimiz ve düşüncelerimiz sağlığımız için aşırı önemlidir. Ben sağlığım ve sevgi dolu kalbim artık büyükşehir ve insanlar topluluğunda zamanla fazla yorulur ve etkilenirdi. Gözümle, kulaklarımla, hatta dilim ve burun ve ellerimde her türlü algılamalarım daha etkin oldu. İnsanların hislerini ve hatta düşünceleri kontrolsüz şekilde algılamam oldu.

Bu kadar bilgi, üzgünlük, dertler ve yapay bir hayat büyükşehirlerde benim için çekinemez bir hale geldi. Başka insanlara bakamaz hale geldim. Çok fazla anlıyordum onlara bakınca ve hepsine birden yardımcı olamayınca daha üzgün oluyordum.

Bu basiretli algılamaları kapatmayı veya kontrol ederek kullanmaya mecbur kaldım ve bunu anca bira veya şarap içince idare edebiliyordum. Artık anlıyordum benim bu basiretli algılamalarım zaten çocukluğumdan beri (Indigo ruhu). Birçok travmalar olunca kapatılıp ben ‘‘toplum gibi‘‘ normalleşmeye başlamıştım ve anladım ki bizi ve beni bu sürekli yaşanan travmalar öldürüyor. Orijinal ve özel olmamızı.

Babamı son yaşadığı yıllarda doktordan doktora eşlik ederken ve o merdivenleri hep daha zor çıkınca bana ‘‘Oğlum, ben 10 yıllardır doktorları geziyorum ama hep daha kötü oluyorum sen benimle gelip anlasana bunları ben anlayamıyorum‘‘ derdi. Sonuç da ben onu anlayıp ona yardımcı olmamı istedi ve zaten bana yardımcı olduğum gibi devamlı araştırıp okuyarak ona da yardımcı oldum. Ve onun aile hekimi şaşkın şaşkın ‘‘Sezer bey ne yaptıysanız böyle devam edin‘‘ derdi çünkü babam son yılları aslında hep daha iyi olurdu 70 yaşında ve onun sayesinde çok öğrendiğim oldu ve onun aslında benim bu konularda daha iyi gelişmemi, onu anlamamı ve her şeyi yakından görmemi istediğini artık biliyorum. Onun sonunda kanserden vefat etmesi dahada psikolojik nedenlerden kaynaklandığını anladım ve 4 yıldır bunun nedenini araştırdım çünkü bunu ona ölmeden söz verdim.

Artık bedenimde o kadar tümörler oluşturup çözmüşümki

genelde insanlar panikten bağırırken ben artık ‘‘Ah ne enteresan, demek ki bu sorundan böyle oldu ve bana…, demek istiyorsun canım ruhum, zihnim ve bedenim benim! Anlıyorum seni ve biliyorum fakat sabır et, dayan ve iyileş ben seninleyim‘‘derim ve kendimin tedavisini bütünsel ederim. ‘‘Çünkü yaşam beni seviyorum ve bende yaşamı!‘‘.

Bir belirli seviyede kendimle, ruhumla, zihnimle meditasyon etmek günlük ritüel oldu. Kendi hücrelerimle, hislerimle, düşüncelerimle sohbet etmek normale dönüştü. Her şey bütündür, her şey güzel. Sorun yok. Korkmaya neden yok. Artık kimsenin izni olmadan kimsenin hayatına karışmaya da hakkım yok. Zaten istemiyorum. Neden ki? Her şey bilmek iyimi sanki? Yeterince sezmedin mi Sezer bey artık? İyimi gelir? Sadece kendim ilerlemek için sırf bilmesi gereken yeterlidir. Ve bu anlaşmamızdır ruhum ile.

Karşımdaki bana zararlımı? Evet mi hayır mı? Senin fikrin nedir ve belirli hisler ve bilgiler gelir. Zaten kinezyolojik kaz testi ile bunu çokdan yapanlar var.

İstediğimden daha fazla zaman ayırmalıydım kendime bu bitmeyen dertlerimi atlatıp yenmem için. Bütün hayatım değil ise yarısı derinlerde geçti ve tek o içimdeki parlayan ışığı takip etmem çözümleri bulmama yardımcı oldu. Böylece sağlıksız normal bir hayat yaşamam mümkün olmuyordu ve hiç kimsenin buna anlayışı yoktu. Sadece merhametsiz kritik ederdiler. Kendilerini hissetmeyen, kalpleri ve ruhları ile kendilerini sevip sevilmeyen ve yaşamayan insanlardan ne beklenir ki? Bugün Facebook veya Instagram da kıçımın güzelliğine bakın diye foto atan terbiyesiz kadınlardan bahsetmiyorum. Yaşam ve hayatta kalma mücadelede sevgi ve anlayış ile oluşan sevgiden bahsediyorum. Artık o kadar yeni algılamalar ve yaşam anlamaları dünyaya ve beni yaratan evrenseli artık korku ile değil kocaman saygı ile hayata her gün şükür etmeyi ve daha fazla hediyeler ile karşılaşabileceğimden ümit ederek seviyorum. O güçlü ruhum için yaşamak ve ona her gün yeni tecrübe ve anlayış kazandırmak bu küçük bedende bu büyük ruha feda olsun bana yeter. Anam olan dünya ve babam olan güneş ile bol zaman sarf ederek, kendimi yendikten sonra en çok o kadar yardıma ve sevgiye hak ve ihtiyacı olan insanlar için yaşayıp yardımcı olabilmek bana o kadar mutluluk veriyor her zaman ve aralarında bozuklar beni bulmuşsa bile onların yüzünden hepsine küsmeye gerek yok.

Günlerim dualar, araştırmalar, ve her kazandığım kuruşu hastalıklara karşı yaşam mücadelesinde ve gelişmem için, meslekler, kurslar, seminerler, alternatif ve bütünsel kitaplarla gecelere kadar geçtikten ve mucizeler dolu anlar sonra artık kendimi Türkiye’nin ilk bütünsel yaşam, sağlık ve kişisel gelişim uzmanı unvanını insanların anca bir türlü anlayacağı şekilde adlandırmasına karar verdik ruhum ile! Ve her zaman ben Emre yine de hep ruhumun bir öğrencisi kalacağım ve halen hep kendimle ve izin veren insanlarla çalışacağım ve halende hastalanabiliyorum ve halende hatalar yapıyorum ve de yapacağım. Halende bana kendileriyle davrandıkları gibi benimle de pis davranan insanlar olacak ve ben bunları da devamlı samimiye almayıp kalbim üzeri beni yöneten ruhumun hizmetçisi kalacağım. Karşılıksız sevgimi halen kimseden ama kimseden aldırmayacağım sonuna kadar ve her zaman olduğu kadar kendimde kendim kalmayı devamlı çabalayacağım. KALK, YÜRÜ VE HİÇ BİR ZAMAN PES ETME! Zihinsel aklımdan bana seslenilir!

Bilgisayar ve cep telefonumu bilgisayar korsanları defalarca saldırıya uğraması 2018 yılında benim reklam yapıp daha erkenden harekete geçmemi bayadır zorladı ve böylece maalesef bilgisayar ve sistem güvenliğinde öğrenmeye mecbur kaldım. Herkes bilsin, her gün ilerliyorum ve her şeyden öğreniyorum!

Sonuçta artık toparladığım tecrübeler ve ulaştığım farkındalığım ile sizin için her şey daha kolay olabilir ben yaşam mücadelesi vererek her boş zamanımı sarf ederek harcarken. Bu kadar atlattıktan sonra artık istedikten, bildikten ve sevdikten sonra ruhundan ümit kesilmez dilerim ve kendim örneğim.

Ben tasdik ediyorum ki bütün yazdıklarımı en iyi bilgim ve vicdanım ile yazdım. Zamanla eklentiler ve düzeltmeler olacaktır. Aynı zamanda hayatta sorunlarım devam edebilir ve halen ara sıra şarap veya bira içerim. Halen mecbur kaldıklarımı istek ve ihtiyaçlarımla değiştirmeliyim.

Bil ki:

Sadece pes edersen kayıp edersin!

Yaşamı, sevgiyi ve olmayı.

Yüce tanrı içimde ve her yerde olan, insanlarına yardımcı ol. Acılarımızı dindir ve bize berraklık ver. Gözümüzü ve kalplerimizi aç ve bizi birliğe yönet. Karanlık ve kötülüğü mümkün olduğu kadar azalt ki bir birimize saygılı ve sevgili olalım. Cünkü ruhani ve zihinsel alanda hepimiz biriz! AMİN!

VAY! Anca ruhu güçlü olan buraya kadar okur ve bunun için senden büyük saygı duyar ve sana en içten değerli zamanın ve dikkatin için teşekkür ederim!

Benim varlığımdan milyarlarca insanların farkı olmadan sen fark ettiğin ve hatta buraya kadar okuduğun için sana en içten teşekkür ederim. Her şey tesadüf değildir.

Seni seviyorum!

Emre – Tanrıyı seven

Sezer – Sizi anlayan

Işık ve sevgi dolu

Bütünsel Uzman – Üstad

Emre Sezer

Master Sezer

 

Özgecmiş – Kısa ve özetlenmiş

Ortaöğretim
Germersheim’da (Almanya) Geschwister-Scholl Okulu
01.08.1996 – 31.07.2006

Diyanet’te ve Süleymancılarda Kuran ve İslam Öğretimi
20.09.1996 – 09.06.2003

Tamamlanan mesleki eğitimi
Makine ve Tesis İşletmecisi
Wörth Meslek Yüksekokulunda
Kardex GmbH şirketinde
nitelikli orta öğretim ile
01.08.2006 – 15.06.2008

Nitelikli üretim işçisi
Kardex Bellheimer Metallwerke GmbH’da
16.06.2008 – 31.12.2009 (Sürekli “ekonomik krizler” nedeniyle geçici sözleşmeyle işten çıkarılacak olan son)

İstihdam aranışı
01.01.2010 – 28.02.2010

Kendi Türk restoranında satıcı
01.03.2010 – 27.07.2010 (çalışanlar tarafından dolandırıcılık ve hırsızlık nedeniyle kapatıldı)

Emlak yönetiminde esnaf ve yan iş olarak koçluk ve masös
28/07/2010 – 31/07/2015 (yanma nedeniyle, krizler ve kronik hastalıklar birkaç kez durdu ve tekrar başladı, yıllarca doktor ve ilaç ziyareti)

Multimedya Tasarımcısı Eğitimi
Teknik dokümantasyon / iletişim asistanı
01.08.2012 – 31.07.2013

(Kronik hastalıklar ve tükenmiş sendromu sorunda kesildi)

Temmuz 2014’ten beri DGE’de (Alman Beslenme Derneği)

Beslenme Uzmanı olarak eğitim tamamladıktan sonra bağımsız beslenme bilimleri ve sağlık tedavileri bugüne kadar

(Vejeterjen, Vegan, Sade Meyveli, Esnekçi, Detoks, Paleo, 5 Element, Kan Grubu, Çakra beslenmesi, Dr. Dr. Dahlke Peacefood vs.)

01.09.2013 – 28.02.2015

ILS’de (Almanya Öğrenme Sistemleri Enstitüleri)

Web tasarımcısı eğitimi

(Kronik hastalıklar, aile krizleri, boşanma, baba ölümünden sinir krizleri ve finansal sorunlardan dolayı pek iyi not ortalaması ile iptal)

Bireysel araştırma, eğitimler ve katılımlar 2015,

Elymas’da hipnoz
Dr. Dr. Dahlke’da Meditasyon
Marie Elisa Stahn’da Medyumluk
ve Kuantum Şifalandırma (zihinsel şifalandırma)
Marion Junck’da Kinesiyoloji
Gisa Niggemann’ da Röntgen görüşü

Online-Pazarlama dersleri Said Shiripour, Jakob Hager vs.

Ocak 2017 – Ağustos 2017

Kendi bilimsel araştırmalar ve uzakdan öğrenim

Semper v.s. de bilgisayar, sistem ve veri güvenliği

Ağustos 2017 – Temmuz 2018

Temmuz 2018’den bu yana yeniden Bioenerjetik Şifalandırma ve WHI Akademisinde ek olarak masaj çalışmalarının devamının alanları: Klasik tam vücut masajı, Refleksolojisi, Koruyucu lenfatik drenaj, Shiatsu masajı, Bebek masajı, Sıcak taş masajı, Breuss masajı, Bitkisel damga masajı

 

 

Not:

Türkiye’nin ilk Bütünsel Üstadı olarak bunun açıklaması ilk bana kaldı ve bunu size bildirmekden gurur duyarım.

Canlarım, sağlık derken sağlığımızı yaşam tarzımız ve aynı zamanda insandan insana belirli insani vede ruhsal bir yaşıda dikkate almamız gerekir. Böylece genç ruhlulara hayat zeka olarak daha kolay gelebilir yaşlı ruhlar daha zeka ve hatta üstün zeka beyin oluşturur ve insanını yönetirken çok daha zorluk ve hastalık geçirebilir.

Zeka ve yaşlı ruhlu olmak aynı zaman çok yük ve sorumluluk taşımak demektir ve en zor olan zamanımızdaki sorun zaten zeki ve yaşlı ruh ile gelişmiş insanların toplumdan tanınamamak, gereken saygı ve desteği almamak ve hatta tam aksine ‘delilik’ gibi anlayışlarla karşılaşmak meğerki toplum anlayamadığından anlayacakları şekilde davranmaları fakat bu zaten yanlışdır ve bu tarz insanlar her zaman kendilerini ilerlemekde engellerler.

İlgi duyan acemi tıpçılar için kısacası açıklamaya çalışmak

I.Bilimsel Tıp – Doğal Tedavi Öğretisi arasındaki fark

Bilimsel tıp genelde semptomlara yönelik düşünür ve hareket eder, buna karşın Doğal Tedavi Öğretisi, kronik hastalıkların gerçek ve çoğunlukla gizli sebeplerini araştırır.

Burada Temel Kural şudur:

Kronik hastalıkların nedeni, çoğunlukla semptomun ortaya çıktığı yerde değildir.

Bu kural, örn. bilimsel Bilirkişi Raporlarında ifade edildiği gibi doğrusal ve semptomlara yönelik Bilimsel Tıbbın düşüncelerine aykırıdır. Bilimsel Tıp semptomları kabul eder, bunu tedavi eder ve böylece çoğunlukla bariz hastalık belirtisini azaltır. Tabi bu bağlamda çoğunlukla semptomu, yani hastalığa neden olan gerçek, gizli sebebi araştırmaz. Gerçek sebep bilinmezse ve tedavi edilmezse, semptom sürekli tekrarlayabilir veya başka semptomlarla, başka hatalıklarla bizi alt edebilir. Böylece bir hastalık sadece geçici süreliğine dindirilebilir, ama gerçekte “iyileştirilmez” – Sonrasında kronik hale gelir ve kronik hastalıklar toplanır, hatta kendini sürekli hasta, güçsüz hisseder, genel duyguları kötüleşir.

Doğal Tedavi Öğretisinin yukarıdaki kuryalı ise bunun tam tersidir: Yaşamın tüm – Psikolojik, enerjik, kimyasal ve mekanik alanlarına bağdaşık düşünceler, nedenlerini araştırma ve tedavi.

Batılı, doğrusal, materyalist düşüncenin ilkesi (Örn. Akademik Tıpta) bir doğruyla karşılaştırılabilir olmasıdır:

=

(A, B’yi etkiler, B, C’yi etkiler, C,D’yi etkiler, vs… bir zincirleme etkileşimdeki gibi)

Buna karşın bağdaşık düşünce ilkesi (Doğal Tedavi Öğretisindeki gibi) bir bölgede kendini gösterir. Tüm unsurlar burada birbirlerine bağlıdır ve birbirlerini etkilerler:

II.Tüm “Madde” Enerjidir. Her şey enerjidir.

Çevremizdeki her şey ve bedensel yapımızdaki her şey enerjidir – En küçük atom çekirdeğine kadar. Madde olarak biz en küçük parçacığa bölünür ve bunun da neyden oluştuğuna baksak, her zaman enerjik bir “öz”le karşılaşırız. Enerji maddeyi yönetir (Ve geri dönülemez şekilde) ve böylece zihnimiz “Düşünce gücüyle” maddeyi de yönetebilir. Bu konuda sembolik olarak eski halk bilgeliğini biliriz “İnanç dağların yerini değiştirir”. Kuantum fiziğinde uzunca zaman açıkça bilimsel olarak kanıtlansa da bunun maddenin menşe alanında – Yani enerjinin – Akademik tıpta hiç dikkate alınmadığı ve kabul edilmediği de maalesef bir gerçektir.

Bundan dolayı akademik tıbbın materyalist ve doğrusal sınırlanan düşünme tarzıyla insanları ne tanıda ne de tedavide tüm yönleriyle (Yani ruhsal, biyo fikisel, biyo enerjik, biyo kimyasal ve biyo mekanik) algıladığı da şaşılacak bir şey değildir.

Doğal tedavi düşüncesi tarzına göre tüm yönleriyle bir bakış buna karşın bunun tam tersi anlamdadır: İnsan bütün olarak değerlendirilir ve aynı şekilde bedensel, zihinsel ve ruhsal ele alınır. Ve tanılarda her şeyden önce ”Neden?” diye sorarız.

Bundan tüm doğal tedavi muayenelerinin ve tedavilerinin otomatik şekilde her şeyi kapsadığı sonucu da çıkmaz. Çünkü pek tabi bununla ilgili bu kapsayıcı, bağdaşık düşünce maddi ve figürlerle örülen temel baskın düşünce tarzı zor olduğundan, birçok doğal tedavi terapistlerinin bedenin, zihnin ve ruhun karmaşık bütünlüğünü anlamadığı da gerçekten bellidir. Bu anlayış ise gerçek doğal tedavi düşünce tarzının temelidir.

Yani bu, örneğin

  • Hastalık durumuna göre doğal tedavi ilacın alınması yazılmış ya da alınması gerekirse,

  • – Tamamen eski Çin Akupunktur Öğretisinin tersine, çoğunlukla genelde Akupunktur okullarında öğretildiği gibi Akupunktur’daki iğnelemenin şematik olarak tam olarak (Kitabındaki) talimatına göre yerleştirilirse

  • Örn. Biyo Rezonans Cihazı gibi doğal tedavi cihazlarının kullanımı semptomlara yönelik hastalık belirtilerine göre gerçekleştiğinde doğal tedavi terapilerinin temelde akademik tıbbi, doğrusal olarak sınıflandırılabileceği anlamına gelir.

Buna karşın bütüncül bağdaşık düşünce tarzı çok daha ileri gider: O, insanın varlığının tüm 4 düzeyini mütalaa etmeyi şart kılar:

Tinsel/Zihinsel/Ruhsal düzey

Biyo enerji/Biyo fizik düzey

Biyo mekanik düzey

ve ayrıca hem kendi karmaşıklığı içinde bütünlüğü hem de detayların hususi durumlarıyla birbirine mutabıktır!

III.Diğer temel ilkeler

Enerji süreçleri anlayışı hakkında

Bu açıklamaya ek olarak, enerji süreçlerinin anlaşılmasıyla ilgili iki önemli temel kanun birlikte hesaba katılır:

1. Temel Kanun:

Her şey titreşim halinde, her şey her şeyde etkileniyor ve her şeye etkisi var.

Her şey bir kaynaktan geliyor – Burada din ve fen birbiriyle mutabıktır ve burada genel ve kesin bir birlikteliğe sahipler. Dine göre başlangıçta söz vardı, fenni göre ilk patlama vardı. Böylece her şey bir kaynaktan kök buluyor ve – 15 – 50 milyar hücreli yaşamsal birlikteliğe sahip insanın karmaşıklığında – Bir evrim gelişiyor.

Bu konudaki açıklama modelleri temelde Kuantum Fiziği bilgilerinden beslenmektedir. İnsan bedeni, hayvan, bitkiler ve mineraller dünyası açıkça sadece maddeden oluşmaktadır. Hissettiğimiz, tadını aldığımız, gördüğümüz ve/Veya duyduğumuz her şey açıkça sadece maddeden oluşmaktadır.

Ayrıca maddenin özüne sürekli ve derinliğine nüfuz ettiğimizde, bizim “madde” diye tanımladığımız şeyin sonuçta yoğunlaştırılmış enerjiden başka bir şey olmadığını anlıyoruz. Böylece yeteneğimiz yardımıyla insanları düşünebiliyoruz ve bunun fert olarak – Mikrokozmoz – Direk bizim çevremize – Makrokozmoz-‘a etkisinin olduğuna karar verebiliyoruz. Ve hem iyilikte hem de kötülükte. Ve bu bağlamda evrenin makrokozmoz olarak da tepide bulunduğu sürekli bağımlıklara tabi bulunuyoruz. (Kitap tavsiyesi: “Yaşamın ve evrenin ritmik sırları”, ISBN 3-00-014709-8)

Her şey her şeyde etkileniyor ve her şeye etkisi var” kanununa uygun olarak öncelikle her şey tamamen bir kaotik sistem içinde görülüyor. Ve bu kaos, mısırlıların önceden bildikleri ve kullandıkları ve özellikle uzak doğu düşüncesine giren çok daha derinlikli ve yüksek mir akıl ve ritme tabidir. Böylece dünya üstündeki tüm yaşamın karakteri dönüşüm, hareket, titreşim, ritimdir. Bu Biyo-ritim, evrenin düzen ilkesine ve böylelikle bizim hayatımıza uygundur.

Ve böylece yaşayanlarda bir durağanlık ve hareketsizlik olmaz. Modern gen araştırması, genin yaşam boyunca dış etkiler yoluyla – Fiziksel olduğu gibi ruhsal – Değişmediğini şaşkınlıkla kabul etmiş durumdadır.

2.Temel Kanun

Karşıtlık Kanunu

Bu yasa, hayatta hep bir karşıtlığın olduğunu söylemektedir. Çinliler bu karşıtlığı Yin ve Yang olarak ifade etmektedirler. Anne olarak – Dünyanın – Yinin – Baba olarak – Gökyüzüne – Yanga yönelmesi. Bununla ilgili ilk sembol, tüm düzeylerde tüm dünya yaşam süreçleri için en basit ve aynı zamanda en karmaşık simge olarak açıklanan Çin’in Monadır (Bölünemez birlikdir):

Bu karşıtlığı makrokozmozda çoğu açıdan tekrar görmekteyiz, örn. güney kutbu, kuzey kutbu, gündüz – gece, kış – yaz gibi. Ve mikrokozmosda insanı yaşam – ölüm, erkek – kadın, baba – anne olarak, hatta belli hormonların yüksek veya düşük düzeyinin karşıt düzenlenmesi gibi karşıtlıkların kendi içinde görmekteyiz.

Küçük ve büyük yaşamsal bölümleriyle birlikte yaşamın biyolojik ritmi, içinde en küçüğünün özetlendiği ve birbirleriyle ilişkiye sokulan büyük kozmik evrensel düzen ilkesidir.

Sadece bu şekilde burada ve şimdi – Hâlihazırda – Uyumlu bir ritim bulabiliriz.

Sadece bu şekilde hareketsiz güçleri çözmeyi ve henüz kronikleşmemiş, bilakis akut hastalık sürecinin zamanda izini sürebilmeyi başarabiliriz.

Başka bir deyişle: Bir tedavinin kesin uygulaması, temel zorluklarını şimdiki ve şu anki zamana geçmişi yenerek geri getirmektedir.

Tedavinin amacı, insanlarda, hayvanda ya da bir bitkide olması fark etmeksizin – Bir hastalık gibi kronik hareketsiz ve statik şartları hayatın akut yaşamsal ritmine dönüştürmektir ve bu sırada bu yaşamsal ve münferit titreşimi iyileşme yoluna sokmaktadır.

Enerjiyle yansıyan iki güç (Yin ve Yang) her şeyi tamamen doldurmakta ve kendi içlerindeki karşıtlıklarında bilinci tekrar kendine ait benliğine ve yaşamsal yapısına geri dönüştürebilecek gerekli tüm oluşum güçlerine sahiptirler. Zihinsel ve bedensel düzeyde – Tinsel/Zihinsel/Ruhsal manevi düzeye ve maddi olandan aşağıya doğru biyo kimyasal, biyo enerjik/Biyo fiziksel ve biyo kimyasal düzeye kadar.

Doğal tedavi düşünce tarzı hedef belirlerken beden, zihin ve ruh ne kadar erişilmez görülmek istenirse gerçek, bütüncül, bağdaşık uygulama koşullarında yaratılışın düzen ilkeleri o kadar gayri ciddi tanınır ve uygulanır. Çünkü sadece tüm düzeylerin karmaşıklığını içinde barındıran bu bütünleşik uygulama, yaratılışın mükemmel planına uygundur.